6 Aralık 2007 Perşembe

Varoluş ve Yaşam Üzerine Deneme 1

Ufacık bir bebeydik, sütümüz kesilmeden önce
Pırıltılı gözlerle safça ve insanca her türlü kötülükten arınık, dünyaya bakardık....
Sonra önce sahipliğin ilk aşaması çıktı karşımıza anne ve babamız, sonra ilk kavramlarımız ve dünyaya anlamlandırmaya çalışırken karman çorman etmişiz, duygu karmaşalarına girmişiz.
Çok mu zor du o günkü bakışlarımızla yaşama baka bilmek....
Basit şeylerin içinde kaybolup değişik ayrıntılar yaratıp sahiplenip; yaşama, insana ve kendimize yabancılaşmak geçirdiğimiz. Sahiplenmek ve kalıplara sokmak sıkmak, boğmak kendimizi kavramlara hapsediyoruz yaşamımızı. Tebessüm varken asık suratlar, çirkeflikler, yalanlar ve öle konuma geliyoruz ki aynaya bakabiliyormusunuz.... Görebiliyormusunun saf çoçuğu...
Bazen insanlar bakabilmeli yüzlerine çünkü her baktıgımız kişi bizim aynamızdır.Ve tabi her aynaya bakıp kendimizi görebilmektir. Kendi yaşamında toplumsallaşmak, yabancılaşmamak.
Birey olurken toplumsallaşmak, toplumolurken bireyleşmek.İlkel benliklerden kurtulup yeni bir dünya kurmak, var olana çağrı düşünün ve bir bakın aynaya....Çoçuk saflığıyla bakabildiğinizde tekrar umut vardır....Çünkü çoçuklar insanın ve doğanın gözlerine bakarlar...

Hiç yorum yok: